|
Dünyanın dibi, Antarktika
Aralarına girince penguen ordusu dönüp baktı. Acaba bu bıyıklı ve kırmızı yaratık bir başka penguen türü müydü? Onu yavrularına gösterdiler, sonra da unuttular. Kırmızı penguen de bunu fırsat bilip bol bol fotoğraflarını çekti.
|
Yazı-fotoğraflar:Ali Murat Atay/ İllüstrasyon:Tolga Erbatur,Altan Saraçoğulları
|
|
|
|
Ali Murat, "çenesi bağlı" diye bilinen Antarktik penguenlerle tanışırken.
|
|
|
|
|
|
|
Antarktika'ya geci düşüncesi biraz ürkütücü geliyor ilk bakışta. Avrupa'nın bir buçuk katı büyüklüğünde, üzerinde hiç bir yerleşim birimi olmayan, sıcaklığın eksi 88 dereceye düşebildiği bir büyük buz kıtası çünkü...
Antaktika'ya ulaşmak için önce oraya en yakın noktalardan birine gitmek gerekiyor. Bu noktalardan biri de Şili...
Mevsimler Tepetaklak
Şili ince ve upuzun bir ülke. En güneyindeki Punta Arenas kenti, Antarktika'ya giden şili gemilerinin demir aldığı yer. Burada bir süre kalıp, bizi kabul edebilecek bir gemi arıyoruz. Yalnız bütün bunları yaparken mevsimlere çok dikkat etmemiz gerekiyor çünkü Antarktika'nın yazı ve kışı bizim tam tersimiz.
Kışın buzların kapladığı alan iki katına çıkıyor, güneşin göründüğü zaman günde bir-iki saati geçmiyor. Bunu göz önüne alıp, güneşin gökten hiç eksilmediği yaz aylarında Antarktika'daki Şili Üssü'ne giden gemilerden birine biniyoruz. Bindiğimiz geminin adı, Şili'nin ulusal kahramanlarından birinin adını taşıyor: Luautaro.
|
|
|
|
Balık avlamaktan sıkılan penguenler buzdağlarında oyun oynuyorlar. Birazdan yine dalacaklar.
|
|
|
|
|
|
|
Önce Aysbergler
Güney Amerika ile Antarktika arasındaki Drake Boğazı'nı üç buçuk günde geçiyoruz. İkinci gün, ilk buzdağları görünmeye başlıyor. Bunlar antarktikakıyılarında oluşan buzullardan kırılan parçalar.
Kimileri okyanusun haraketleriyle uzun süre yol alarak oldukça uzaklaşabiliyor, kimileri de inanılmaz derecede büyük. Aralarında 3-4 bin kilometre kare olanlara bile rastlanabiliyor. Kaptanımız çok dikkatli, hep uzaklarından geçiyoruz, koca gemimiz kimilerinin yanında bir nokta gibi kalıyor.
|
|
|
|
Bu buzdağı öylesine dev ki, eğer gemimiz onun önünde olsaydı, bir nokta gibi kalırdı.
|
|
|
|
|
|
|
Ne kadar soğuk
Antarktika'dan döndüğümden beri bana herkesin sorduğu bir soru var: "Soğuk çok aşırı mıydı?" Hayır değildi. Biraz önce sözünü ettiğim eksi 88 derecelik sıcaklık kışın ölçülmüş. Birçok noktada ölçülen en soğuk sıcaklık eksi 30 derece dolayında. Tabii bu da çok düşük bir sıcaklık. Antarktika sularında kaldığımız yaklaşık bir ay içinde ben, hiç böyle düşük sıcaklık yaşamadım. Bir seferinde gemimiz bir srjantin Üssü'nün önünden geçerken orada çalışanların hemen yakındaki buzsuz bir alanda futbol oynadıklarını gördüm.
Her yer penguen
Antarktika deyince aklınıza ilk ne geliyor? Benim aklıma penguenler geliyor. Hayvanlar dünyasında penguenlerden daha sevimli bir tür olduğunu da sanmıyorum.
Antarktika'da sinema, tiyatro, futbol maçı yok ama penguenler var. Bütün gün onları gözleyip eğlence gereksiniminizi fazlasıyla karşılayabilirsiniz.
Bu sevimli canlılar badi badi attıkları adımlarla pek fazla yol kat edemediklerini anlayınca, kendilerini yüzüstü buzun üzerine atıp, vücutlarını ayakları yardımıyla karınlarının üzerinde iterek ilerlemeye veya iki ayaklarıyla aynı anda zıplamaya başlıyorlar.
Karada bu kadar komik olan penguenler, suya daldıkları anda sanki aslan kesiliyorlar. Suda öylesine hızlı ve kıvrak oluyorlar ki, uzun yıllar önce onların bir tür balık oldukları düşünülmüş. Penguenler, özellikle üreme dönemlerinde binlerce penguenin bir arada olduğu kalabalık kolonilerde yaşıyorlar. Hepsinin birbirleriyle yarışırcasına bağırıp çağırdığını ve ortalıkta nasıl bir patırtı koptuğunu düşünün!
Neredeyse birkaç penguenden birinin altında, hâlâ anne sıcaklığını isteyen yavrular bulunuyor. Anneleri tarafından denizden getirilen balıklarla beslenen, bildiğimiz siyah beyaz tüyler yerine henüz gri tüylerle kaplı yavrular. Sonradan öğrendik ki, bu cığırtkanlığın nedeni, penguenlerin bulundukları yeri başkalarına kaptırmama ve yavrularına kendilerini duyurmak istemelerinden kaynaklanıyormuş.
İnanılacak gibi değil ama o kalabalığın içinde bütün yavrular ve anneler birbirlerini sesleriyle ayırt ediyormuş. Antarktika'da kutup ayısı, kutup kurdu veya kutup tilkisine rastlanmıyor. Onlar Kuzey Kutup Bölgesi'ne özgü hayvanlar. Kuzey Kutup Bölgesi'nde de penguenlere rastlanmıyor.
Balinalarla buluşma
Unutamayacağım görüntülerden biri de balinalara ilişkin. Özellikle kambur balinaların sırtlarını su üzerine çıkarıp soluk aldıktan sonra o zarif kuyruklarının suyun dışında bir daire çizmesi, gerçekten görülmeye değer.
Bir gün yine bir Şili üssünün açıklarında demirlemiş, uzaklarda dalıp çıkan iki balinayı izliyordum. Birdenbire gemimizin hemen yanı başında sular yarıldı ve iki dev gövde yan yana beliriverdi. Belli ki, balinalar geminin kendileri gibi bir canlı olduğunu sanarak araştırmak üzere yanına gelmeye karar vermişlerdi.
Neredeyse yirmi metre ötemde iki kocaman kambur balinayı görünce öylesine heyecanlandım, öylesine elim ayağım birbirine dolaştı ki, bir tane bile fotoğraf çekemedim.
Bir başka heyecanı da bir buzdağı yaşattı. Gemimiz tam Şili Üssü'nün karşısına demirlemişti ki, buzdağının gemimizin üzerine doğru geldiğini farkettik. Hemen kaptanımızın emriyle demir alıp gemimizi tehlikesiz bir bölgeye çektik.
|
|
|
|
14 Aralık 1911'de dört arkadaşı ile Güney Kutbu'na ilk ulaşan kâşif, Norveçli Roald Amundsen.
|
|
|
|
|
|
|
Kutbu'na ilk ulaşan kişi Norveçli Roald Amundsen olsa da bugün Antarktika herhangi bir ülkeye ait değil. Kıtada birçok ülkenin bilimsel amaçla kurduğu üsleri bulunuyor. Bu beyaz kıta barışçı amaçlarla kullanılıyor. Maden arama çalışmaları yapılmıyor ve uluslararası çatışmaların dışında tutuluyor. En azından şimdilik "Dünya Parkı" adı Antarktika'ya uygun düşüyor.
|
|