Sayı: 12
|
E-Kart Gönder |
|
|
|
|
|
Sinop'tan Anamur'a
Anadolu'nun en kuzeyi İnceburun'dan başlayan ve Anamur'da sona eren keşifte, Hakan Öge paramotorla dünyanın en uzun uçuşunu gerçekleştirdi.
Yazı: Hakan Öge
Fotoğraf: Hakan Öge-Sanem Öge-Uğurhan Betin
Motorlu yamaç paraşütünü, yani paramotoru ilk defa görenler yadırgıyor. Bu "garip alet" le uçmak, insanın sonsuz hayal gücünü dahi zorluyor. Anadolu'nun bir ucundan diğerine yaptığım toplam 33 saat süren uçuş sırasında onlarca kez yinelenen diyalog şu: "Ne işe yarar bu hemşerim?" "Uçmaya..." "Nasıl yani, uçaktan falan mı atlanıyor?" "Yok. Motoru çalıştırıp rüzgara doğru koşuyorsun. Uçak gibi tekerleklerin, yani ayağın yerden kesiliyor." "Allah Allah...Bari ne kadar uçuyormuş bakalım?" "Türkiye'yi boydan boya geçecek kadar. Tabii ine kalka. Dolu benzinle iki saat falan uçuyor işte." "Akıllı işi değil valla; hadi kolay gelsin bakalım" Motorlu yamaç paraşütünü yaklaşık 1 yıldır kullanıyordum. Uçmaya başladığım ilk günden beri de, Türkiye'yi boydan boya geçmenin hayalini kuruyordum. Bu uçuşa başlayabilmek için yaz sonunu beklemem gerekmişti. Beni izleyecek ekiple iletişimin sağlanabilmesi için gereken telsiz seti ve yönümü bulmamı sağlayacak elektronik aletlerin gelmesi gecikmişti.
Yolculuğa ilk adım
Yolumun üzerinde iki zor nokta vardı: Biri, Sinop'un hemen üzerinde yükselen Küre Dağları'ndaki 1350 rakımlı Dranaz Geçidi, diğeri de Karaman'dan sonra Toroslar üzerindeki 1930 rakımlı Yellibeli Geçidi. Paramotor adı verilen bu basit -hatta belki de ilkel- alet, sadece sakin hava koşullarında, deniz seviyesine yakın yüksekliklerde günlük kısa uçuşlara müsait. Hazırlıkları tamamlayarak başlangıç noktamız Sinop'a doğru 2 arabayla yola çıktık. Buraya ulaşır ulaşmaz, yarımadanın Karadeniz'e uzanan ucundaki İnceburun'a hareket ettik. Anadolu'nun en kuzey noktasında, deniz kenarına kampımızı kurduk. Herşey yolunda görünüyordu. Ertesi gün uçuşa başlayacaktım artık.
Gün henüz ışırken horozların ötüşüyle uyandık. Bir gece önce hafifçe bulutlanmaya başlayan hava neyse ki açmış, gökyüzü güneşin ilk ışıklarıyla kızıla boyanmıştı. Paramotorla uçmak sanıldığı kadar kolay değil. İşe, yamaç paraşütünü düzgün bir şekilde yere sermekle başlanıyor. Ardından motor özenle yerleştiriliyor, karbüratör ayarlarıyla oynayarak çalıştırılıyor, ısındıktan sonra ayarlar tekrar eski haline getiriliyor. İş bununla bitmiyor. Özellikle bu geçiş için üzerime taktığım ıvır zıvır da cabası. Önce gürültüyü engelleyici kulaklık ve kask takılır, motoru sırtladıktan sonra bir bacağa GPS, diğerine ise yüksekliği ve irtifa farklarını gösteren alet bağlanır. Telsiz müsait bir cebe yerleştirilir. Mikrofon işlevi görecek "gırtlak mikrofonu" boyuna takılır, kulaklığı kulağa takılır. Telsizin mandalı da bir kablo vasıtasıyla montun içinden geçirilerek sol elin işaret parmağına bağlanır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bir fotoğraf makinesi ve bir video kamerası boyuna asılır. Bu işlemler her uçuş öncesinde birbirini izler ve yaklaşık yarım saat alır.
Uçan pervane
Sinop Anamur uçuşu 24 Ağustos'ta başladı. Başlangıçtan bitiş gününe yani 5 kasıma kadar arazide 23 gün geçirdim. Uçulan günlerin sayısı toplam oniki, uçuş sayım yirmiyediyi buldu. Toplam havada kaldığım süre 33 saatti. Kuş uçuşu geçtiğim mesafe ise 910 km. ydi. Sinop'tan havalandıktan sonra aksilikler bir türlü peşimi bırakmadı. Daha ilk gün ters bir hava akımıyla Küre Dağları'na mecburi iniş yapmak zorunda kaldım. İniş çok sert olduğundan motorun pervanesi kırıldı. Yedek pervane olmadığından İtalya'dan yenisini getirttik; daha doğrusu vakit kaybetmemek için ben gidip getirdim. Rüzgârın kaprisi bir kez de Çorum yakınlarında başımı belaya soktu. Sürekli yön değiştiren rüzgârla uğraşırken sağ yüzük parmağım pervaneye takılarak kırıldı. Kapadokya'ya ulaştığımda egzoz tamamen koparak havada pervaneyi bir kere daha parçaladı. Bunun üzerine faaliyete bir süre ara verdik. Pervanenin tekrar gelmesiyle, ancak 1,5 ay sonra kaldığım yerden yola koyulabildim. Kasım ayında olduğumuzdan soğukla mücadele ederek 5 Kasım'da Anamur'a ulaşabildim. Onca aksilik ve zorluğa rağmen ulaşmayı başardığım yer sadece coğrafi bir nokta değildi. Kendi içimde de bir yerlere varmıştım: Gerçekten istediğim, hayalini kurduğum bir şeyi gerçekleştirmiştim. Bana keyif veren uçmak ya da birbirinden güzel görüntüler sunan yükseklik değildi sadece. Hayal etmesi bile zor olanı başarmış olmanın gururu ve sevinciydi aynı zamanda...
|
|
|
|
|
|
|
İllüstrasyon: Semih Poroy
|
|
|
|
|
|
|
|